Bugun...


CENGİZ GÜMÜŞ

facebook-paylas
CAHİLLİĞE ÖVGÜ-2
Tarih: 01-11-2019 11:47:00 Güncelleme: 01-11-2019 11:47:00


Cahilliğin en temel göstergelerinden biri bilmeyle inanmayı aynı sanmaktır. Bilmiyorsan cahilsin. Bilime de, ideolojiye de, dine de ‘inanmak’ üzerinden yönelinmez. Bilmemiz gerekir. İnandığını da bileceksin. Yoksa basit manada basit bir ‘tapıcı nesne’ olursun. ‘Oku’ telkini biraz budur aslında. Yüzyıllarca önce Apollon’a adanmış Delphi tapınağının girişinde ‘nosce te ipsum’ (kendini bil) yazar. Velhasıl bilmek önemli.

 

    ‘Modern’ sistem insanı doğadan kopardı; doğaya yabancılaştık. Toplum içinde diğer insanlardan uzaklaştık; insana yabancılaştık. Emek harcayarak yaptığımız işten uzaklaştık; işimize yabancılaştık. En son hem tinsel hem hayatın anlamı üzerinden öz benliğimize yabancılaştık. Burası biraz teorik kaldı ama yabancılaşma kavramını bilelim ki durumu anlayabilelim. Modern dönem ‘bireyleşme/bireyselleşme’ ideolojik kampanyaları düzenliyor sürekli ve insan özünü kaybediyor.

 

                Modern öncesi zamanlarda bilgi, yönetenlerin tekelindeydi. İktidar sahipleri bilgiyi kendi tekelinde tutar ‘sıradan’ insanlara ulaşmasına izin vermezlerdi. Matbaa, kağıt, medya, teknoloji ile bilgi tüm insanların ulaşabileceği bir hale geldi. Fakat bu durum bilgiyi egemenlerin tekelinden çıkarmadı. Sıradan insan bilmesi gerekli olduğu kadar/bilgiyi elinde tutanların istediği kadar biliyor ancak. Her şeyi bildiğimizi sanıyoruz. Hatta bazen o kadar yoğun biliyoruz ki`; bildiğimiz her şey birbirine karışıyor. Tüm bildiğimizi sandıklarımız bize inandırılanlar aslında. Hitler’in ünlü propaganda bakanı Gobels yöntemini ‘insanın defalarca söylenen yalana inanma eğiliminde olduğu’ gerçeği üzerine kuruyor. Bu durum çamaşırlarınızı bembeyaz yapacak toz deterjan için de geçerli olabilir, devlet güvenliği için de, magazin haberleri ya da bir savaşla ilgili de.  Yoksa üzerinde doğal yazan bir yoğurt markasının 6 aylık raf ömrü nasıl anlatılabilir. Ya da dün düşman dediğimize bugün sarılmamız, bugün terörist olanın yarın sırdaşımız olması anlaşılabilir mi? Bir arkadaşım ‘pakete giren hiçbir şey yemeyin’ demişti. Biz hala güvenli markaları seçiyoruz. Doğada saf halde bulunmayan şekeri bu kadar çok tüketirken kansere şaşırıyoruz. Soru sorma yeteneğimizi çaldılar. Cahilleştik, cahilleştikçe bağlantıyı kaybediyoruz. 

 

                Tıraş bıçağı gibi bu sistem. Kullan-At. İşine yarıyorsa önemli/değerlidir. Yoksa kafa yormaya bile değmez. Pragmatizm illeti her yanımızı sardı. Bir şeye (bu bir eşya da olabilir, insani bir değer de) sırf işimize yaradığı için/işimize yaradığı kadar değer veriyoruz. Bilgi, salt bilgi olarak değerini kaybetti. Alınıp satılabilen bir nesne artık. Neoliberal sistem her şeyi değersizleştirdiği gibi ‘bilen kişi’ de değerini kaybetti. Bu kendiliğinden gelişen bir durum değil, sistemin kendini devam ettirebilmesinin zorunlu koşullarından biri artık.

 

   Platon eğitimin (cehaleti yenmenin diye okuyun siz) üç önemli bileşeni olduğunu söyler. Matematik; zihninizi eğitir. Spor; bedeninizi eğitir. Müzik; ruhunuzu eğitir. İlkokul 2’den itibaren sistemli bir şekilde matematik öğrenmemize rağmen matematik öğretimi en kötü ülkelerden biriyiz. Beden eğitimi ve müzik dersleri eğitimin bir parçası olsa da ‘gereksiz’ görülüyor ve uluslararası alanda çok zayıfız. En önemlisi bu alanların hiç biri hayatımızda yok. Başka bir yazıda ayrıntılı yazarız. Şimdilik; “bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkün olabilir” deyip bitirelim.



Bu yazı 177 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


sanalbasin.com üyesidir
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI